27 Aralık 2012 Perşembe

Kartpostallaşma...

 
 


   Yılbaşının yaklaşması ile  kartpostallaşmalar başladı.Çocukluğumdan beri sevdiğim bir etkinliktir. Hatırlıyorum da eskiden ne çok kart atardı insanlar birbirine.Bayramda, yılbaşında, doğum günlerinde kart atma olayı ne kadar hoştu. Şimdi azaldı neredeyse yok gibi.

  Aynı şehirde yaşadığımız teyzemlerle, kuzenimle hep kartlaşırdık yılbaşında ve bayramlarda.Ne kadar mutlu olurdum. Yılbaşı, bayram yaklaştıkça bir telaş olur.Daha okumayı yazmayı bilmediği dönemlerde kuzenimden gelen kartlar teyzemin yazısıyla kuzenimin ağzından olurdu. Hala da saklarım o kartları. 

  İlkokuldayken bir kırtasiyeye girdiğimde hep dikkatimi çekerdi.Metal bir standı olurdu kartların.Ya kapı girişinde kaldırımda duvara dayanmış olurdu ya da içeride bir köşede. Silgi bile alsam o kartlara bakmadan geçemezdim. Ne çok çeşitleri olurdu. Şehir temalı, manzara fotoğrafları, bebek fotoğrafları, yılbaşı temalı.. 

  Benim en sevdiklerim hep yılbaşı temalı olanları olurdu.Genellikle kar manzaralı olurdu ve üzerinde simler olurdu.Belki de çocukluk işte simleri dikkatimi çekiyordu.Büyüdüm hala yılbaşı temalı olanları seviyorum.Sanırım hep seveceğim ve hep alacağım bir kısmını kendime saklamak bir kısmını da postalamak üzere.


   Son yıllarda gerçekten güzel kartlar yapıyorlar ve almadan duramıyorum. Bu konuda çok başarılı olanlar da var dikkatimi çeken. Sanırım bu yüzden küçük bir koleksiyon yapma fikri bile düştü aklıma.

  Kart konusunda Hallmark'ı çok beğeniyorum.kartların dışı ayrı güzel içi ayrı.İnternet sitesinde de oldukça fazla ve güzel çeşitler var. Tabi bir de Unicef  var. Bir takım aldım. Sanırım diğerlerini de alacağım.



 

 
 
 





24 Aralık 2012 Pazartesi

Örgü Zamanı..




  Havalar iyice soğudu.Ağaçlar iyice çıplaklaştı ve uykuya yattı.Eldivenler çıktı, bereler yerlerini aldı, atkılarla ağzımızı burnumuzu iyice sarar olduk.Yani kış iyice kendini hissettirdi.

  Eee havalar böyle soğuyup kar da yağmaya başlayınca sıcak içecekler elimizde, patikler ayağımızda evde daha fazla vakit geçirir olduk.Bu soğukta evde yapılabilecek de bir çok aktivite var.

  Benim sevdiğim aktivite ise bir şeyler örmek.Yazın sıcaktan yapılması mümkün olmayan bir aktivite elleri terleten ve çıkardığı sesle insanı delirten.Kışın ise insanı dinlendiren..

  Örgü merakım çok küçük yaşlarda başladı.Etrafımda sürekli bir şeyler üreten insanlar oldu.Annem örgüye meraklıydı, teyzelerim dantel yapardı, anneannemin yapmadığı iş yoktu dikiş, iğne oyası, örgü lif, kazak,yelek, süveter...anneannemin annesi bile alzheimer olana kadar elinden tığını bırakmadı.

  Hal böyle olunca ben de erken merak sardım.Erken olmasına erken oldu ama kendimi çok fazla geliştiremedim.

  Okula başlamamıştım daha bir karışlık örgü şişlerim oldu.Bazen boya kalemleri bazen de küçük şişlerim oldu elimde.

  İlk yaptığım şeyler o zamanlar çok moda olan örgü el bezleri ve küçük paspaslar oldu. Büyüdüğümde ise anneannemin yardımıyla kendime önü saç örgüsü modelinde  olan boğazlı bir kazak, düz örgü bir hırka ve yelek ve örgü lif oldu.Hala da beceremem birine sormadan kolu, yaka kısmı nasıl kesilecek.

  Bir de iki sene önce bir hevesle yine canım anneannemden beş şişle yapılan patiklerden öğrenmiştim ama sonra unuttum nasıl başlandığını.

  Son zamanlarda da bolca atkı ve bere yapmaktayım.Ama öyle tablo gibi desenler yapamıyorum.Düz, ters, haraşo, pirinç, lastikten öteye gidemedim.bir de delikli bir çeşit biliyorum atkılarda sık kullandığım o kadar:)








 
 

 

19 Aralık 2012 Çarşamba

Orta Dünya'ya Yolculuk


 
 
  Bekledik bekledik ve nihayet dün akşam Hobbit'e gidebildim.Orta Dünya'ya küçük maceralı bir yolculuk yaptık.Hem de 169 dakika ve 3 boyutlu bir yolculuktu.
 
  Filmi beğenmeyenler de vardır mutlaka.Masalsı macerayı çocuksu bulanlar da vardır.İlk yarıyı sıkıcı bulanlar olmuş.Benim de işten yorgun çıkıp soğuktan sıcak sinema salonuna girince bir ara içim geçmedi değil.İlk yarım saat içinde oldu.Ama hemen kendime geldim.
 
   Zaten asıl macera da bundan sonra başladı.Yer yer espri dolu, komik bulduğum zaman zaman da heyecandan elimi yumruk yapıp sıktığım sahneler de vardı.
 
  Kimi zaman da eleştiri alsa da kitapta olmayan Peter Jackson'ın yaptığı sürprizler heyecanlı ve hoştu.
 
  Bugün eve gelince de kamera arkası görüntülerini izledim.Bilgisayar yardımıyla neler yapılmış neler.Kaç çeşit kamera kullanılmış.Yeni Zelanda'da ne keşifler yapılmış.Çıkın Çıkmazı denilen güzel bir Hobbit yuvası ve köyü kurulmuş.İyi emek harcanmış.
 
  Yüzüklerin Efendisi'nde olduğu gibi bu filmde de favori karakterim Gri Gandalf oldu.Uçuşan pelerini, kafasında gri kukuletası, uzun saçları ve elinde asasıyla yine karizmatikti.
 
  Tabi bir de sinemada ki bir aksaklıktan türkçe dublaj izledik.Cücelerin bir yerde söylediği şarkı bile türkçeye çevrilmiş ve hiç olmamıştı.Gandalf'ı da İstemi Betil'in sesi olmadan yadırgamadım değil.
 
  Herşeye rağmen güzeldi.
 
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


14 Aralık 2012 Cuma

Müstamel Eşya Evi



    Son zamanlarda vintage mobilya ve aksesuarlar ne kadar popüler olmaya başladı.Ben de bu akıma takılmış durumdayım.
 
   Evlerini alışılmışın dışında dekore etmek isteyenler vintage ürünler satan mağazaların, antikacıların veya ikinci el eşya satan dükkanların kapılarını aralar oldu.Eski eşyaların yeniden değerlendirilmesi adına evlerde, ofislerde ve kafelerde bu tip eşyaları görmek çok hoş.
 
   Eski eşya deyince kiminin burnuna rutubet veya küf kokusu gelir.Kimi zaman da yaşanmışlık hissi uyandırır insanda.Mutlaka insanı cezbeden bir tarafı vardır.Bir eskiciye ya da antikacıya girildiğinde ne çok eşya dikkat çekiyor ve alıp eve götüresi geliyor insanın.Anneanne ve babaanne evine gidildiğinde göz koyulan, "bu benim olmalı" denilen bir kaç parça eşya kestirir insan gözüne.
  Benim de var böyle aklımda olan parçalar.Eski bir saat, konik ayaklı sehpa, oturulduğunda yayları hissedilen kolları ahşap koltuk...

  Bir de arkadaşım Derya ile aklımız da olan bir parça var anneannesi Necla teyzenin evinde pencere önünde bir köşe koltuğu.Şöyle tarif edeyim; hani genellikle yatak odalarında kullanılan uzanma koltukları vardır hatta bazıları  salonda da kullanır.sanki iki uzanma koltuğunun birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir köşe ve pencere önünde:)
 
  Modern yaşamın içinde dekorasyonda bu tip parçaların kullanılmasının evlere farklı bir nefes getireceğini düşünmekteyim.Artık tek düze koltuk takımları, yemek odası takımları günümüze uyarlanmış ya da eski, kullanılmış vintage parçalarla kombin edilerek tek düzelikten çıkmaya başladı.
 
  Evlerde böyle vintage ruhunu yaşatmak isteyenler ve benim de çok beğendiğim, ilgimi çeken bir adres var.
  Mimar Aslı Kendiroğlu'nun yarattığı Müstamel Eşya Evi.Vintage yerine ikinci el anlamında "Müstamel" ifadesini kullanması da çok manidar:)
 
  1950-1970 arası döneme ait aydınlatma, mobilya, aksesuarlarla dolu bir ev.Ama öyle toz, toprak, küf içinde eşyalar yok burada.Cilası yenilenmiş, döşemelik kumaşı değiştirilmiş, iskeleti sağlamlaştırılmış, bakımdan geçmiş eşyalar var hayranlık uyandıran.
 
  Mimar hep eski eşyalara ilgi duymuş ve bir araya toplamış yurt dışı gezilerinde ve İstanbul'daki eskicilerde beğendiği eşyaları.Önce Nişantaşı'nda açmış mağazasını.Daha sonra Çukurcuma'ya taşımış.Eskiye talep çok olunca hep eskiyi yenilemiş ve aslına uygun yeniden üretmeye başlamış.Sevdiğiniz bir koltuk veya sehpa mı var aynısında istediğiniz kadar alabilirsiniz.Hem de hiçbir ayrıntısı bozulmadan.
 
  Aslında ekranlarda da gördüğünüz parçalar var.Mesela Yalan Dünya dizisinde Açılay ve Deniz'in evindeki koltuklar, sehpalar ve bazı aydınlatmalar, Öyle Bir Geçer Zamanki dizisinde Cemile ve Ali Kaptanın evindeki eşyalar ve Beyaz Show'daki koltuk ve sehpalar.
 
  Bence evlerine renk getirmek isteyenlerin ve vintage ruhunu yaşatmak isteyenlerin mutlaka uğraması gereken bir adres.Çukurcuma'da Turnacıbaşı caddesinde 38 numarada.
Aslı Hanım'ın ellerine ve emeğine sağlık.
 
 Benim de aklımda olan henüz gidemediğim, gidip almak istediğim koltuklar var altta görünen:)
 
 
 
 


  Bu arada fotoğraflar Facebook sayfasından.İlginizi çektiyse ve diğer ürünleri merak ediyorsanız Facebook sayfasına bir göz atın.çok şey bulacağınıza eminim:)


10 Aralık 2012 Pazartesi

Yılbaşı Yaklaşıyor:)

 
 
Havalar iyice soğudu ve kış kendini hissettirdi.Kışın en sevdiğim zamanlarıdır aralık ayının gelmesi ve yılbaşının yaklaşması.Her taraf ışıl ışıl olmaya başladı bile.Mağazalarda ve evlerde yılbaşı ruhu dekorasyona yansıdı çoktan.Bu soğukta iç ısıtan birçok ayrıntı göze çarpar oldu.
 
Mağaza vitrinleri kar taneri ile doldu
Kırmızılı, lameli, doreli süslerle ışıl ışıl oldu
 
Çam ağaçları kutularından çıktı ve süslendi bir çok evde
Kardan adamlı ve Noel babalı biblolar mağazalardan evlerdeki raflara ve sehpalara taşındı
Fırından çıkan kurabiyeler çam ağacı şeklini aldı
Kahveler, çaylar kış temalı kupalarda içilir oldu
 
Hediye çekilişleri yapıldı
Kimisi hediyelerini çoktan aldı ve paketledi bile
Henüz alamayanlarda ise bir telaş
Olsun en güzel telaşlardan hediyeleşme işi
 
En sevdiğim etkinlik ise kartpostal gönderme
Küçüklükten beri severim ve hala saklarım gelen kartpostallarımı
Ve hala  çok severim göndermeyi de  almayı da:)
 
 

                       Yeme de seyret cinsinden kurabiyeler:)
 
 
 

                               Kış temalı kupalara bayılıyorum:)
 
 
                                  Çam ağaçlarının ise her boyu güzel..